Seneler önce yani Giresunspor Süper Ligdeyken,
başkanımızın da Hakan Bey’in olduğu dönemde bir köşe yazısında Temel’in
yakınlarına ‘Bakın ben hastayım, ben öleceğim’ dediği fıkrayı bu
köşeden sizlerle paylaşmıştım.
O fıkrada ne diyordu Temel… “Ben hastayım, öleceğim.”, Ancak
kimse inanmamıştı. Ölünce zarftan çıkan notta şu yazıyordu: “Hastayım dedim,
inanmadınız… Ne oldi?”
İşte Giresunspor
da yıllardır aynı çığlığı attı. “Ben hastayım, öleceğim” dedi. O dönemde ‘Gömün
gitsin anasını satayım ‘demek de elimizdeydi, yaşaması için gayretler sarf
etmek de ama kimse duymak istemedi. Giresunspor’un içinde bulunduğu durumu
bilmemize rağmen geleceği okumak istemedik. Hem bugünleri hem de yarınları
kaybettik.
BAL ligindeki bir takımı şu an 1. Lige getirmenin hadi
ilk etapta 2. Lige yükseltmenin maliyeti ne kadar? Ben bilemiyorum ancak
Giresunspor’un şuan ki borcu örneğin 500 milyon liraysa iki katı olduğu
düşüncesindeyim.
Bir zamanlar Fenerbahçe’yi üç kez yenip Türkiye
Kupası’nı elinden alan, o sezon şampiyonluktan eden Akhisarspor’un kaderini mi
paylaşacağız? Çanakkale Dardanel,
Orduspor, Mersin İdman Yurdu, Malatyaspor, Diyarbakırspor vs gibi tarihe
gömülen kulüplerden biri mi olacağız?
Bugüne kadar BAL’a düşenlerden sadece Kocaelispor zirveye
geri döndü, belki yarın Eskişehir de üst liglere döner.
Peki biz ne yapacağız? Her zaman yaptığımızı yaparsak yine yıllardır
seyrettiğimiz filmleri seyreder, eskimeyen şarkıları dinleriz.
Yiğit düştüğü yerden kalkar derler; ama bizim Yiğit
Giresun’umuzu ayağa kaldıracak irade bu şehirde senelerdir yok, olmayınca da
Yiğit yerde sürüklenmeye, çırpınmaya mahkûm edildi.
Neyse şimdiden iyi bayramlar. Bayramda sosyal medyaya fazla
zaman ayıracak gibiyim. Giresunsporumuz’a sahip çıkmayan büyüklerimizin atacağı
storyleri şimdiden merakla beklemekteyim.
Hz. Mevlana’nın sözünü hatırlayalım: “Günün adamı olmaya
çalışma, hakikatin adamı olmaya çalış. Çünkü gün değişir, hakikat değişmez.”
ALİ AKTEN